Anasayfa

Allah(c.c), İslam, Hadis, Hz.Muhammed(sav), Kur'an , Diğer Peygamberler ve İlahi Kitaplar

Cevap 1:

 

Kuranı kerim bize öncelikle tek eşliliği tavsiye etmektedir. Ancak şartlar gereği birden fazla evliliğin gerekli olduğu durumlarda adaletli olmayı emretmektedir.

Ayrıca islam birden ikiye üçe çıkarmamış, daha yüksek sayılardan aşağıya çekmiştir. Kadın neslinin erkeklere göre fazla olması da kadınlara meşru yoldan bir yol açılmış oluyor.

Dinimizin ıslah edip düzelttiği müesseselerden birisi de "miras" hukukudur. Başta cahiliye dönemindeki Araplarda olmak üzere Çin, Roma, Japon hukukunda kadın mirastan tamamen mahrum bırakılmıştı.

Kadınlar, layık oldukları mevki ve değeri İslâm dini ile kazanmışlar, tarih boyunca özledikleri huzur ve saadete ulaşmışlardır. İslâm hukuku kadın ve erkek münasebetlerinde ifrat ve tefrit uygulamaları kaldırmış, iki cins arasında tam bir denge ve ahenk kurmuştur.

İslam öğretisinde kadın ne şeytandır; ne kötü anlamıyla fitne, ne de fesattır. Kadın Allah katında vahye muhatap olacak kadar akıllı ve duyarlı (Hz. Meryem), Hz. Musa'yı, Firavun'un sarayında yetiştirecek kadar cesur, şefkatli ve kocasından bağımsız (Hz. Asiye), yüce yaradılışta bir varlıktır. Kadın ayrıca son Peygamberin soyunu devam ettiricidir. (Hz. Fatıma)

Önce bu meseleye esas teşkil eden bir hadis-i şerifin mealini okuyalım. Sonra da konuyla ilgili sorulara cevap vermeye çalışalım:

 

Ashab-ı Kiramdan Ebû Said el-Hudri anlatıyor. Bir Ramazan veya Kurban Bayramıydı. Resul-i Ekrem Efendimiz bayram namazlarını kıldığımız namazgaha geldi. Bir tarafta kadınlar da bulunuyordu. Onların yanından geçti ve şu hitapta bulundu:

İslam dini Arabistan Yarımadasına yayıldığı sırada bir kısım cahiliye adetleri de bütün tesirleriyle hükmünü icra ediyordu. İslamiyet bunlardan bazılarını tamamen kaldırıyor, bazılarını mutedil hale getiriyordu. Bunlardan birisi de Cahiliye dönemindeki sınırsız kadınla evlenme meselesi idi.

İlgili ayetlerin meali şöyledir:

“Hem dünya hareketiyle sizi sarsmasın diye, yeryüzüne sabit dağlar koydu. Amaçlarınıza ermeniz için ırmaklar, geçitler yerleştirdi.” (Nahl, 16/15)

- Kur’an Mısır devletinin akıbetinden söz etmez. Fakat, Firavun’un boğulmasından yaklaşık kırk yıl sonra Yahudilerin Mısır’a yerleştiklerinden bahseder.(Bakara, 2/61; Yunus, 10/87). Bu ise, dolayısıyla Firavunların krallık devirlerinin kapandığı anlamına gelir.

- Firavun’un ilgili ifadesi -meal olarak- şöyledir:

Namazda yer alması zorunlu olan  bütün şekiller, o şekiller esnasında yapılan kıraat, zikirlerin manasına eşlik etmektedir. 

Örneğin, kıyam (ayakta durmak), bütün kâinatı yaratan, terbiye edene, yöneten, ayakta durduran manasına gelen, Fatiha suresinde yer alan “Rabbulâlemîn olan Allah” ifadesine eşlik etmektedir.